Üçüncü Kapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Üçüncü Kapı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Mart 2022 Cuma

KAPI MESELİ

 

KAPI MESELİ - Cins Dergi Kasım 2018

 


Kapitalist dünyada kategorilerin, geçilecek kapıların üç çeşit olduğu söylenir. Aslında kapılar iki adettir. Kifayet derecesi sıkça sorgulandığı halde Üçüncü Kapı’nın hâlâ popülerliğini sürdürdüğüne bakılırsa ne kadar başarıyla dizayn edildiği anlaşılır. Yakın gelecekte meşaleyi kapitalizmden devralmayı hedefleyen küreselizm benzer modelle devam etmek niyetinde.

 

2016 yılında bu kapılar hakkında 3. Kapı adlı bir makale yazdım. Aynı yıl yayımlandı ve şu anda dijital ortamda da okunabiliyor. Ana fikri kısaca belirteyim. Kapitalist düzen içersindeki aidiyet kapılarının sayısı üç adetti. Bunlara birer ad yakıştırmıştım. Samsa Kapısı, Faust Kapısı ve Sözde Kurtuluş Kapısı. Bu yazıda öncekinden farklı olarak Samsa Kapısı 3.0’dan Samsa Kapısı 4.0’a geçişe değineceğim. Çünkü yakın gelecekte en büyük değişim, belki de bir kitlesel felaket şeklinde bu kapı merkezli yaşanacak.

 

Dönüşüm

Samsa Kapısı’nın adını hemen tahmin edilebileceği gibi, Kafka’nın ünlü  Metamorfoz - Dönüşüm öyküsünden esinlenmiştim. 1915 yılında Birinci Dünya Savaşı sırasında yazılmış olan öyküde Gregor Samsa bir sabah kendini böceğe dönüşmüş olarak bulur. Bu dönüşüm sistem içinde fıtratından derece derece sıyrılarak/sıyrıltılarak, modern ya da daha az modern tarzda köleleştirilen kitlelerin dahil olduğu grubu temsil ediyordu. Samsa Kapısı 3.0 zamanımızda modern kölelerin geçiş yaptığı bir kapıdır. Dünya nüfusunun ciddi bir kısmı bu kapıyı kullanıyor. Yine bayağı büyükçe bir işsiz kesim de içeri salıverilecekleri ânı hayal ederek bu kapının önünde umutla bekleşiyor.

 

Samsa Kapısı sakinleri kendi aralarında gelir düzeyine göre farklılıklara sahip. Asgari ücretle, bir beyaz yakalının maaş farkları statülerini belirliyor. Bu durum kandırıcı bir hava yaratsa da herkes kendisinin standart bir tüketici, Samsa Kapısı’nın müdavimi olduğunu pekâlâ biliyor. Batı’da kurallar manzumesi içinde yaşayan Samsa Kapısı sakinleri ipotekli ev, araba, işsizlik sigortası, sağlık sigortası, hayat sigortası  destekli sosyal devlet nimetlerinden yararlanırken, gelişmekte olan ülkelerde bu vasat iyice düşüyor. Yakında Samsa Kapısı 4.0 tedavüle girecek ve bunun alışıldık dünya dengesini değiştirecek sonuçları olacak.

 

 

Faust Kapısı

Faust Kapısı Baphomet nam-ı diğer Lucifer’le kontrat imzalamış olan üst düzey elitlerin kapısı. Endüstri 4.0 düzeninde bu kapının da yeni modeli kurulmak üzere. Bu nedenle şu anda küresel ölçekte elitler arası harlı bir çekişme yaşanıyor. Sonuçta eski statüsünü sürdürebilenler ve yeni elitler Faust Kapısı 4.0 sakini olarak yerini alacak.

 

 

Sözde Kurtuluş Kapısı

Sözde Kurtuluş Kapısı son yüzyılda kaçınık komünler, ezoterik temelli paralel devletler, New Age dinleri hariç sol ağırlıklı oldu. Kapıya asılan tabeladaki adlar değişti durdu. Sosyalizm, Komunizm, Faşizm, Marxizm, Leninizm, Stalinizm, Demokrasi, Şirketokrasi, Kemalizm, Jakobenizm, Özçağdaşizm… Eski solun sermayenin hizmetinde olduğu anlaşıldıkça kapının tabelaları değişti, bir ara tadilatta olduğu söylentileri çıktı, itibarı azaldı, ama tuhaftır popüleritesi devam etti. Çünkü insanlar kendilerini sıkışmış hissediyordu. Faust Kapısı’ndan geçmek hayallerini süslese de gerçeklik bambaşkaydı. Samsa Kapısı’nın ardındaki üst statüler de tutulmuştu ve kontenjan sınırlıydı.  

 

 

Hakikat Kapısı

Yoğun olarak Müslümanların yaşadığı ülkelerde ahalinin önemli bir kısmı kendini ister laik, ister dindar olarak nitelendirsin bu kapılara iyice kapıldığından Batılılarla benzer kaderi paylaşıyordu. Oysa şu anda tek bir Kurtuluş Kapısı mevcuttu, elimizin altındaydı ve adı Hakikat Kapısı’ydı. Bütün dünya için yegâne kurtuluştu. Hakikat Kapısı’na 3.0, 4.0 gibi mertebe belirtici bir sayı eklemek mümkün olmuyor. Çünkü insan yapısı değil, Ehad ve Samed.

 

 

Samsa Kapısı 4.0

Samsa Kapısı 4.0’da durum önceki modelden çok farklı. Robotlar ve yapay zekâ kullanımı kaçınılmaz olarak kitlesel işsizliğe neden olacak ve bundan en çok da beyaz yakalılar etkilenecek. Özellikle refah toplumu siyasetçileri şu anda bu işsiz ve itibarsız bırakış dalgasının giderek gücünü artıracağını biliyor. İslamofobi, örneğin, bir yanıyla Batı ahalisinin dikkatini dağıtma manevrasıdır. Büyük bir altüst oluş çok yakında olabilir. En büyük hasarı Samsa Kapısı 3.0’ın sakinleri göğüsleyecek. Herkese ortalama bir maaş bağlanması, yaratıcı işlerde çalışanlarınsa bunun daha fazlasını alması; ama hiç kimsenin aç ve açıkta kalmaması şeklinde çözüm önerileri sıkça konuşuluyor. Böylelikle boş vakti çoğalan insanların kendilerini sanata ve bilime vakfedecekleri söyleniyor. Niyet samimi olsa ulaşılabilecek bir hedef, ama geçen yüzyıl başlarında aç atları bir nebze teskin etmek için çalınan yem borusu olması ihtimali büyük.

 

 

Kapı Meseli

Blockchain Ağaları’nın pembe vaatleri yeterince kandırıcı değil. Egemenlerin dünya nüfusunu kırma planları herkesin dilinde. Büyük kalkışmalar, nümayişler, yağmalar ve kontrolden çıkan kitlesel hareketler bekleniyor. Bu nedenle Endüstri 4.0’ın mühendisleri Sözde Kurtuluş Kapısı 4.0’ı tedavüle sokmaya hazırlanıyor. New Agevari bir din sentezi ve Yeni Sol. Yeni sosyalizme bir önceki gibi anti tez işlevi görüp küreselizmin pekişmesine destek olma rolü biçildi. Eski Sol, burjuva ile birlikte bugünlerde kapitalizmi kurtarmaya çalışırken, Yeni Sol kapitalizmin kontakt anahtarını kapatmak isteyen küreselizm için mücadele verecek.

 

Bu arada bize küreselizmin ideolojik bir çözümlemesini sunacak olan yeni bir Marx’ın kurtuluş reçeteli kitabı çoktan yazılmış durumdadır belki. Piyasaya sunmak için şartların olgunlaşması bekleniyor olabilir. Omni-medya gücünü elinde tutanlar tarafından bir anda dünyaca çoksatan kitap haline getirilecek, herkesin diline pelesenk olacak ve ortaya atılan fikir kendine bir anda milyonlarca taraftar bulacak.

 

Sonumuz helâk edilmiş eski kavimlerinkine benzemezse, bugünün gençlerinin bazıları  Endüstri 5.0’ı da deneyimleyecek. Elitler için Akıllı Şehirler, kredisi düşük yığınlara tahsis edilmiş Tapon Şehirler, seyrelmiş dünya nüfusu, uçan arabalar, cyborglar, androidler, yapay zekâ-insan hibritleri vb. ne denli büyük değişiklikler meydana gelirse gelsin Kapı Meseli dillerden düşmeyecek. Sözünü ettiğim kapılar teknoloji değişse de kategoriyel olarak aynı kalarak kendi sakinlerini ağırlamaya devam edeceğe benziyor.   

                                                                                                        Balçova – Ekim 2018

 

                                                        -------------------

27 Ocak 2018 Cumartesi

Chomsky ve 170’ler Kapısı




Noam Chomsky önde gelen solcu babalarla uluslararası toplumu Afrin’in güvenliğini garanti altına almaya ve Türkiye’nin saldırılarını önlemeye çağırmış.  

Bunu takiben 170 ünlü Türkiye’de Afrin Operasyonu’nu eleştiren bir bildirinin altına imza atmış.

2016 Ocağında Üçüncü Kapı adlı bir makale yayınladım. Ana fikri özetle şöyle: Modernitenin insanlığa sunduğu 3 kapı var. Biri Gregor Samsa (Böcekleşme) Kapısı, diğeri şeytanla kontrat imzalayıp geçilen Faust Kapısı, diğeri de Kurtuluş Kapısı.

Modernitenin aslında Kurtuluş Kapısı sunacak ne niyeti, ne de takatı vardı. Hiç olmadı. Mış gibi yaptı. Sömürgeciliğin ve vahşi kapitalizmin yanı sıra onlarca izm icat ederek zihinleri iğfal etti. İnsanlığı kandırdı. Foyası ortada artık.

O iddialı Kurtuluş Kapısı ile ilgili metne kısaca bir göz atalım:

SÖZÜMONA ÜÇÜNCÜ KAPI
Chomsky Kapısı

Modernitenin bu kapısının sabit bir ismi yok. İlk iki kapının adında ittifakla mutabakat olmasına rağmen bu kapı için belli bir isim üzerinde uzlaşılamıyor ve her kafadan bir ses çıkıyor. Buradan bile asılsızlığı belli oluyor aslında. Kapının aynı anda yirmi değişik isimle anıldığı oluyor. Bunlar ilk zamanlarda toplumlara kurtuluşu vaat eden yolları-yöntemleri-sistemleri işaret eden filozof ya da liderlerin adlarıydı. Sovyetler’de ‘Yoldaş Kapısı’ deniyordu bir aralar. Komunist düzende ‘Böcekleşmeden’ söz etmek yasaktı. Sibirya’nın soğuğu isyankâr ruhlu haşereleri dize getiriyordu. Yoldaş Kapısı’nın ılgasından sonra soldan müstafi ateistler bu muhayyel kapıya String, Akıllı Tasarım, Bencil Gen Eşiği, Aziz Raslantı, Homo Deus gibi adlar verdiler. 

Balondan safralar atıldıkça bu kapı iyice itibar yitirdi. Son zamanlarda dünyaca popüler  entelektüellerin adları daha sıkça kullanılıyor. Ben de bu kapıya bir dakikalığına Chomsky adını verdim. Bir orijinalitesi yok. Benden önce sayısız kereler ve daha uzun sürelerle kullanılmıştı. Kullanılmaya da devam edecek gibi. Benim bu ismi şu an için yeğleme nedenim, Chomsky’nin ‘Kürtler birlik olmalı, dağlarından başka kimseye güvenmemeli, eline geçen fırsatları değerlendirmeli.’ sözleridir. Başkaları da var. Çok var, ama bu laf tek başına yeterli.

Sözümona Kurtuluş Kapısı’nın yeni ismi Chomsky ve 170’ler olsun.

Türkiye ahalisi tek vücut halinde Afrin Operasyonu’nun arkasındadır. Allah ordumuzu muzaffer eylesin. Şehitlerimize Allahtan rahmetler diliyorum.

Üçüncü Kapı’yı okumak isterseniz:
https://sadikziyayemni.blogspot.com.tr/2016/11/yeni-bir-medeniyet-tezi-olarak-ucuncu.html


13 Aralık 2017 Çarşamba

Amsterdam'da 8. Türkevi Konuşması

8. Türkevi Konuşmaları Amsterdam’da yapıldı.


Moderatör: Veyis Güngör

Türkevi Topluluğu’nun geleneksel ‘Türkevi Konuşmaları; Söyleşi-Seminer’ faaliyetinin 8.si Amsterdam’da gerçekleştirildi. Toplantıya uzun yıllar Hollanda’da yaşayan ve Türkiye’ye dönüş yapan yazar Sadık Yemni misafir konuşmacı olarak katıldı. Yemni konuşmasında Türkiye’ye geri döndüğünde karşılaştığı sosyal olaylara ve İsrailli yazar Harari’nin son kitabı Homo Deus – İnsan Tanrı başlıklı kitabına ve bu kitap için kaleme aldığı ‘Ahir Zaman Kehaneti’ başlıklı incelemesine değindi. Kalabalık ve farklı bir dinleyici grubuna hitap eden Sadık Yemni, hem Hollanda’daki eski dostlarıyla hasret giderdi hem de insanlığın geleceği ile ilgili bir fikir alışverişinin yapılmasına vesile oldu.

Sadık Yemni uzun yıllar Hollanda’da yaşamış bir Avrupalı Türk gözüyle Türkiye’deki sosyal gelişmelere geçmeden önce, dönüş hikayesini özetledi. Türkiye’ye geri dönüş yaparken herhangi bir hesap kitap yapmadığını, Hagayretcumburlop metoduyla, ha gayret diyerek geri dönüş yaptığını söyledi.

Tam tamına 37 yıllık bir Hollanda tecrübesine sahip olan Sadık Yemni, bir Kasım ayında Hollanda’ya geldi ve yine bir Kasım ayı Hollanda’dan ayrıldı. Her sokağında farklı, özellikle her parkında spor aktiviteleri anıları olan Sadık Yemni zaman zaman kısa da olsa Hollanda’yı ziyaret ediyor.

37 yıl sonra Türkiye’ye dönen Sadık Yemni’yi ilk etkileyen ve şoke eden olay 31 Mayıs Gezi olaylarının yaşadığı kente yansımasıdır. Sadık Yemni haziran başında bir akşam 169 nolu belediye otobüsüyle Balçova’ya giderken yaşadıklarına bir anlam veremez. Olaylara romancı gözüyle bakan Yemni, sanki halkta ‘ortalık yansın, batsın, ne olursa olsun’ mantığı olduğunu gözlemler. ‘Önce Vatan’ gibi asgari müştereklerden filan bahsetmek abesle iştigaldir adeta. Çünkü bazı gruplarda öyle öfke vardır ki, anlamak mümkün değil. Kendine has sözlüğü olan Sadık Yemni Gezizekâlı kavramı yerine, Gezileptik kavramını geliştirdi. Bu diğerine göre en azından tedavisi mümkün bir arızdır.  

Sadık Yemni ikinci şoku 17- 25 Aralık Hukuk Darbesi sırasında yaşar. Olaylar öyle aşikardır ki, resmen devletin varlığına yapıan bir hain girişimdir. Bir şeyler yapılması gerektiğini düşünür. Harekete geçer ve 2014 yılına bu konuları işleyen ‘Kayıp Kedi’ romanını yazar ve 2015’te yayınlar. Bu roman Türk edebiyatındaki ilk FETÖ karşıtı romandır. Ancak metindeki mesaj daha sonra anlaşılacaktır.

Üçüncü şok ise, 15 Temmuz kanlı kalkışmasıdır Sadık Yemni’nin Türkiye gözlemlerinde. O akşam Yemni, bir grup arkadaşıyla skype’den durum muhasebesi yapıyordur. Dışarıda bir hareketlilik vardır. Komşuları grup halinde sevinçle 10. Yıl marşını söylemektedirler. Komşuları Erdoğan ve iktidarının sona ereceği için sevinçlidirler. Fetöizmin yıkıcı tehlikesinin bilincinde değillerdir. Yemni bu sevince bir anlam veremez. Ancak kalkışma bastırılınca, komşularının büyük bir hayal kırıklığına uğradıklarına şahit olur. Ve Sadık Yemni yaşananları anlatmak üzere 93. Yıl marşı öyküsünü kaleme alır ve yayınlar. Yemni’nin gözlemi bu tür kimselerin örselenmiş bir bilince sahip oldukları şeklindedir. Öfke ve kinleri’tavan yaptığı için doğru ile yanlışı ayırd edemez duruma düşmüşlerdir.

Toplantının ikinci bölümünde Sadık Yemni, İsrailli tarihçi Yuval Noah Harari’nin ‘Homo Deus – Yarının Kısa Bir Tarihi’ adlı kitabına verdiği cevaplar üzerinde durdu. Yemni dünyada çok satan kitaplar arasında yer alan Homo Deus – İnsan Tanrı (2015) adlı kitap İnsanlığı yarınlarda bekleyen akıl almaz gelişmelerden söz ediyor. Yazar kısa şöyle betimliyor:
Bunun yanı sıra Homo Sapiens’in geçmişi, tarih, siyaset, evrim teorisi, modernite, kapitalizm, hümanizm, dinler vb. de ana meselenin bileşeni durumunda’ diyor. Yemni şöyle devam ediyor: ‘Kitap bilişsel bilimlerin önemli kavramlarının başlıcalarını ustalıkla ele alıyor, ama bu kitabın yaptığı toplam etkiyi çok etkilemiyor.  Özellikle iktisadi ve siyasi konulardaki acemi işi kestirimleri, Müslümanlara karşı takındığı hasmane tavır ve kasıtlı cahilliği kitabın kalitesini düşürüyor.
Sadık Yemni, Harari’ye cevap verirken, 3. Kapı adlı bir tez ortaya atıyor. Bu aslında moderniteye, Batı Medeniyeti’ne  verilen bir cevaptır. Yemni’ye göre birinci kapı Samsa kapısıdır yani değişim kapısı. Kafka’nın Dönüşüm adlı öyküsünden esinlenmiştir. Roman kahramanı Gregor Samsa bir sabah uyandığında kendini kocaman bir böceğe dönüşmüş bulur. Modernite de insanları bütün vaadlerine rağmen fıtratından sıyırarak böceğe çeviriyor.

İkinci kapı ise Faust kapısıdır. Dr Faust’un ünlü hikâyesinden esinlenilmiştir. Genç ve güçlü olabilmek için ruhunu şeytana satan adamdır. Güç ve iktidar için her şeyi yapabilen, etik değerleri inkâr edebilen ihtiraslı kimselerin kapısı. Yazarın makalesinden bir alıntı yapayım:
Spengler’a göre “Faustvari medeniyeti kuran Batılı insan gururludur, bu trajik bir durumdur, o çabalar ve yaratırken için için gerçek hedefe hiçbir zaman erişemeyeceğini bilir. ‘Eğer optimizm ödleklikse, bu medeniyetin en üstün başarısının Faustvari kışta gerçeklikten kaçış olduğu anlamına gelir.” Yani Faustvari Medeniyet kaçınılmaz olarak çöküşünü, büzülüşünü, güç kaybını sembolize eden kış sezonuna girmişti. Ona göre Batı insanı individualist, rasyonalist, emperyalist, sekülarist, huzursuz (restless) ve ırkçıydı. Bu onun Faustvari ruhunun özellikleriydi. Bu ruh Hıristiyanlığa dönüşmüş ve böylelikle Faustvari – Hıristiyan bir ahlak oluşmuştu. Kısaca Harari’nin moderniteyi insanın ruhunu şeytana satması şeklinde ifade etmesi bu kitaba ve meslektaşı Spengler’ın 100 yıl önceki kehanetinin doğru çıkmasının belirtilerinin göründüğü bugünlere göndermedir. Fakat nedense yazar modernitenin kuşatıcı, belirleyici zembereği olan siyonizmden söz etmez.

Üçüncü kapı ise Kurtuluş Kapısı’dır. Bu kapı sonu izm’le biten ideolojilerin ve içlerindeki hakkı arama cevherini yitirerek kültüre evrilmiş dinlerin de yeridir. Bunlar bir zamanlar  insanları kurtuluşa erdireceklerini vaad etmişlerdi. Fos çıktı. Ancak bu kapı şu sıralar tamirat dönemindedir ve büyük hayal kırıklıkları yaşatmıştır. Yeniden açıldığında içinden spirtüalizm, transhümanizm, insanlık 2.0 çıkacak ve dünyadaki yaşam bir başka mertebeye evrilecektir.

Son olarak Sadık Yemni’nin ortaya attığı 4. Kapı, aslında esas 3. Kapı, gerçek Kurtuluş Kapısı ise ‘Hakikat Kapısı’dır. Yemni’ye göre bu kapının da durumu pek iyi değil. Ama bir ümit bulunmaktadır. İnsanlık için yegâne umuttur hatta. Anahtarı da İstanbul’dur. Yani ‘21.yüzyılın ilahiyatçıları bu çağın bilimsel gelişmelerini bilen ve dini metinleri yeniden yorumlayabilen özelliklere sahip olmak zorundadır’.

Veda Hutbesi geleceğin sırlarını vermektedir aslında:  ‘Ey insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da birdir. Hepiniz Adem’in çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arabın Arab olmayana, Arab olmayanın da Arab üzerine üstünlüğü olmadığı gibi kırmızı tenlinin siyah üzerine siyahın da kırmızı tenli üzerinde bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvada, Allahtan korkmaktadır. Allah yanında en kıymetli olanınız ondan en çok korkanınızdır. Azası kesik siyahi bir köle başınıza emir olarak tayin edilse sizi Allahın kitabıyla idare ederse onu dinleyiniz ve itaat ediniz.’

Sadık Yemni bizi kim kurtaracak sorusuna şu cevabı veriyor: ‘Allaha iman eden, takva sahibi, bunun yanı sıra bilgiyle de mücehhez olan Kul İnsan – Homo Kul’dur. Homo Kul, iblisin kumandasındaki kötücül Homo Deus’a karşı çıkacak’.

                                                                                      Veyis Güngör - Amsterdam 1  Aralık 2017

16 Nisan 2017 Pazar

VALLA AFFETTİM

VALLA AFFETTİM

Bana siyasi tercihim nedeniyle açıkça hakaret eden, şucu bucu diyerek aklınca karalayan, cahil bulan, alay eden, ihtar çeken, delirdiğimi, elden gittiğimi  söyleyen, zaten kofti bir yazar olduğumu hassasiyetle belirten, Yeni Türkiyeci olmamı menfaat saikine bağlayan kimseler mevcut. Bunu sayısız kereler tekrarladılar. Ben kimseye siyasi tercihi nedeniyle yukardakilere benzer sözler etmedim. Benim eleştirilerim ortamı çözümleme amaçlı olarak kaleme alınmıştır. Bu kardeşlerimi, merhum Atilla İlhan’ın kadrosundan olanları hariç affettim. Buğzetmiyorum.

Umuma açık Hayat Hikâyem’de yıllarca önceden neci olduğum açıkça belli edilmiştir: https://sadikziyayemni.blogspot.com.tr/2017/01/sadk-yemninin-hayat-hikayesi.html

Ben Batı uygarlığına alternatif olacak bir medeniyet telakkisine sahip olan kimselerden biriyim. Türkiye’nin Küresel merhamet, Hakkaniyet ve Hoşgörü şeklinde dünya için sarfedecek eşsiz sözleri var. Yıllardır dergi ve blog yazılarımda buna değiniyorum. Özellikle Üçüncü Kapı ve Balonlu Vadi adlı denemelerimde bunları görebilirsiniz.  


Eski Türkiye’nin aydınları bir girdap içinde çırpınıyor. Tarih bilinci eksikliği, Doğuyu ve Batıyı yeterince bilmemek bunda başlıca rol oynuyor. Birçoğu bilmediğini bilmiyor. Bazıları da bilmek istemiyor. Daha da acısı bu taifenin içinde yazarlar da var. Porselen Yazarlar(Bak: Balonlu Vadi)

Bu kimseler için umudum diri. Özellikle genç kardeşlerimin kısa vadede hızlı bir toparlanma ve ülkelerinin eşsiz potansiyelini hissetme sürecine gireceklerini düşünüyorum.


NOT: Bu yazıyı dürüstlük ilkesi gereği 16 Nisan sabahı referandum sonuçları henüz belli değilken yayınlıyorum.