25 Kasım 2021 Perşembe

2. Rönesans - Dijital Insanat Bahçesine Hoşgeldiniz

 

2. Rönesans nam-ı diğer Matrix 

Dijital İnsanat Bahçesine Hoş Geldiniz

 


 

Matrix ‘Gerçeklik Nedir?’ sorusu üzerine inşa edilmiş bir öyküdür. Film boyunca izleyici gerçekliği, dolayısıyla özgürlüğü bulur ve kaybeder.

Matrix düzeninde Zion geçici bir kurtuluş yeridir. Tarihinde defalarca yokedilip yenisi kurulmuştur. Sahte bir kurtuluş kapısıdır.

Neo sahte bir Mesih’tir. Düzenin sorunsuz sürmesini sağlayan bir ajandır. Trinity’e yani Teslis’e olan aşkı filmi cazip kılan bir titreşimdir.

Üçüncü filmin sonunda ışığın geri alınması Alex Proyas’ın yönettiği Dark City – Gizemli Şehir (1998) filminden ödünç alınmış fikirlerden sadece biridir. 

          Kudüs merkezli bir robot egemenliği. Adı 01 Ülkesi. ‘Number One’ların Yeri.

           Filmlerin ana mesajı aslında ‘Teknolojik üstünlük bizde bununla insan ırkını uyutuyoruz.’ dur.

Asıl niyet nedir? Tanrısız, Şeytansız ve Acımasız bir Dijital İnsanat Bahçesi mi kuruluyor?

 

 

Neden Matrix?

Şu anda 2. Rönesans’ı yaşıyoruz. Küresel ölçekteki son gelişmeler bu isimle de takdim ediliyor malum. Yapay zekâ ve akıllı robotlar ayak sesleri duyulan devrimin en gözde yoldaşları olacak. Bu gidişatın öyküsü masallar, efsaneler, eski kitaplar, kadim öğretiler ve dini metinlerde bize daha önce defalarca aktarıldı. Matrix filmleri en yenilerden biri. Alıcı gözle bir daha baksak bize tam olarak neyin anlatıldığına. 

 

 

Thomas Anderson nam-ı diğer Neo

Thomas Anderson Metacortex- Beyin Ötesi adlı bir firmada çalışmaktadır. Akşamları da Neo adıyla hackerlık yapıyordur. Wake up – Uyan! mesajını alınca zaten teyakkuzda olan sezgileri dirilir. Uyanmaya iyice teşne bir hale gelir. Bu arada Alice Harikalar Ülkesi öyküsünü hatırlatan simgeleri görürüz. Kahramanın farklı bir dünyaya yapacağı fantastik yolculuğu başlamak üzeredir. Bu yolculuk bize özellikle birinci filmde bir çeşit seyr-i süluk gibi de takdim edilecektir, ama bununla uzaktan yakından alakası yoktur.  Her uyanma insanı selamete götürmez. Bir uykudan diğer uykuya götüren yol bazen bir adım ötededir.

 

 

Big Brother ve Mescalin Tesiri

Thomas akşamları hacker Neo’dur. 101 numaralı dairede kalmaktadır. Orwell’ın 1984 adlı romanında Winston’un sorgulandığı odanın numarasıdır. Malum 11’in arasına bir sıfır eklenmiştir. Böylelikle Big Brother vurgusu yapılır. Ayrıca 101’in spritüel yolculuk başlangıcı gibi bir yan anlamı daha mevcuttur. Matrix sisteminin 11 G ile işletildiği vurgusu da yabana atılmamalı.   

 

Akşam Neo’nun müşterileri gelir onlara illegal yazılımlar verir. O sırada ‘Sen yoksun’sözü sarfedilir ve arka planda Meskalin yazısını görürüz. Huxley’in ‘Algının Kapıları’ adlı kitabına göndermedir. Brave New World’un yazarı mescalin malzemesini kullanarak yaşadığı deneyimi bu kitapta yazmıştır.

 

Neo önce yaşadığı hayatın bir illüzyon olduğunu fark edecek ve ardından kendi rolünün kalibresini değerlendirecektir. Havarilerilerden biri olan Thomas, İsa’nın mesih olduğuna önce inanmaz, tereddüt eder, sonradan buna kani olur. Neo da önce o Thomas gibidir, zamanla inanacaktır kendinin mesih olduğuna.

 

 

 

Gerçeğin Çölü

‘Gerçeğin çölüne hoşgeldin.’ Bu sözü Neo’ya filmde Morpheus söyler. Fransız düşünür Baudrillard Borges’in bir öyküsünden hareketle bu terimi gerçek ve similasyonun iç içe geçmesi anlamında kullanır. Borges’in haritacılar adlı öyküsünde haritacılar bir imparatorluğun sınırlarını tespit için geceli gündüzlü uğraşıp bir harita yaparlar. Zamanla harita eskir, bazı yerleri kopar. Kopan yerler insanların aklından çıkar, kimse artık o coğrafyalardan söz etmez ve oralara gitmez. Harita mı yoksa ülke mi gerçektir sorusuyla karşı karşıya kalırız.  Poe’nun A Dream within A Dream şiirini hatırlamamak mümkün değildir. Bir rüyanın içersine diğer bir rüya vasıtasıyla dahil olmanın gizemi dile getirilmektedir.  

 

Matrix ‘Gerçeklik Nedir?’ sorusu üzerine inşa edilmiş bir öyküdür. Film boyunca izleyici gerçekliği, dolayısıyla özgürlüğü bulur ve kaybeder.

 

 

Özgürlüğe Giden Gemi: Nebukadnezar!

Babil İmparatorluğu’nun kurucusu Nebukadnezar gördüğü rüyaları unutuyormuş. Aslında rüyalara gark olmak ve sadece rüyalardan ibaret bir yaşam sürmek istiyormuş. Zamanında böyle ünlenmiş ülkesinde. Kendisi sadece bir rüya avcısı değil. Yahuda devletinin isyan etmesi üzerine MÖ 586’da Kudüs’ü tekrar işgal ederek şehri ve Süleyman Tapınağı’nı yıkan ünlü babil Kralıdır. Mesih adayı Neo’nun Nebukadnezar adlı bir gemiyle Zion’a ulaşmak ve orayı korumak istemesi biraz tuhaf değil mi?

 

 

Sahte Kurtuluş Kapısı: Zion

Zion yahudilik ve masonluğun harmanladığı bir şehir. Seçilmişlerin şehri. Şehirdeki tiplerin hemen hepsi esmer tenli. Belli bir kavim işaret ediliyor açıkça. Böylelikle filmde iki kategori insan var. Zion’daki seçilmişler ve Matrix’ten çıkamayanlar. Matrix ahalisine Magog halkı diyen yorumcular var. Bunlar hayal âleminde enerji kaynağı olarak kullanılıyor.

 

Cypher özgürleşmiştir. Matrix’e geri dönmeyi yeğler. Onun için bilmemek mutluluktur. Zion’u tercih etmemesinde şifreleri doğru okuyabilmesinin de rolü vardır. Zion bir deşarj yeridir. Bir kurtuluş mazmozudur. İşlevini yerine getirince iptal ediliyor. Defalarca yok edilmiştir. Ajan Smith’le anlaşma yapıp Neo’un yerini söyler. Karşılığında Magoglaşır yeniden.

 

Matrix’te Zion sanal âlemde yaşayan insanlara  bir amaç verme yeridir. Sisteme zarar verebilecek kimseleri izole etmeye yarıyor. Asiler çoğalınca Zion yok ediliyor.  

 

 

Takım Elbiseli, Yelekli ve Kravatlı Mimar

Evrenin ulu mimarı sözüne bir gönderme, masonik bir vurgudur. 101. katta ve 303 nolu odadalar. Big Brother makamı. Mimar burada tanrı rolünde değildir. O bir yazılımın içersindeki yazılımcıdır. Bu şekilde simülasyonları yaratır ve yok eder. Makineler mimar adlı bir programla insan aklını sanal gerçekliğe aktarmışlardır. Makinelerin kullandığı bir programdır.

 

Mimar Neo’ya, “Senden önce beş kişi Neo rolü için seçildi. Sen altıncısın. Seçilmiş kişi olmak hoşlarına gidiyordu.” der.  Altı sayısı Tevrat’tın Genesis-Yaratılış bölümünde altı günde yaratılan dünyaya, Sitteti Eyyâmin’e gönderme olmalı. Altıncı günde kara canlıları ve insan yaratılmıştır. Neo’nun altıncı günün, altıncı evrenin baskın karakteri olduğu vurgusu çok açıktır.

 

Neo kalp mesih rolünü oynuyor. O da sistemin bir elemanı. Enerji kaynağı olarak tüplerde yatan insanların ömrünü ve verimliliğini artıran heyecanı yaratmakla görevli. Bu nedenle uyandırılıyor. Kırmızı ve Mavi hap maval yani. Mosmor bir gerçeklik hüküm sürüyor.  Filmlerin ana mesajı aslında ‘Teknolojik üstünlük bizde insan ırkını uyutuyoruz.’ dur.

 

Mimarın 1982 basımı 500 şekel’de resmi olan Edmond Benjamin James de Rotschild’e benzediği söyleniyor. Bu arada Makineler’in lideri kimdir bilmiyoruz. Üçüncü filmde bu bir çok yüzün tek yüz gibi görünmesi şeklinde tasvir ediliyor. Dünya idarecileri 200’ler, 300’ler, Omniface ve Enki geliyor aklıma.

 

Mimar’ın Rene Descartes’ın zamanında sözünü ettiği insanları kendi kurgusu olan hayallerle oyalayan Kötü Cin’i olduğu yorumuna katılıyorum. Ergo sum’u hatırlayalım. ‘Düşünüyorum O halde varım.’ Mimar ergo sözcüğünü sıkça kullanarak Descartes’a yani bu Cin’e vurgu yapar.  Mimar yazılımıyla insanlara cennet vermeye çalışır, ama olmaz. Sonunda onları 20. Yüzyıldaki koşuşturmalı hayat modeline hapseder. Kötü Cin her şeyi kurgulamıştır. İnsanlar varlar, düşünüyorlar ve illüzyon ortamında  yaşıyorlar.

 

Ajan Smithleri de sisteme Mimar eklemiştir. İnsanların bir araya gelerek mücadele edeceği bir hedef rolünü oynuyorlar. Ajan Smith üç tanedir. Bire indirgenir. İnsanlardan ölesiye nefret ediyor. Hissiyatını şöyle izah eder kısaca: “İnsanlar sürekli yer değiştirip kaynak tüketir ve bu yolla varlığını sürdürür. İnsanlar bir tür veba virüsüdür. Yok edilmelidir. İnsanlık hastalıktır, kanserdir, salgındır, epidemidir. Bizler de tedaviyiz.”  Ajan Smith için iblis değerlendirilmesi de yapılır. Bana daha çok dünya nüfusunu 500 milyonun altına indirme planı yapanların avatarı gibi görünüyor. Ajan Smith Makineler’e ve yazılımına karşı çıkar, gücünü artırır ve sistem için tehdit teşkil eder. Ve üçüncü filmin finalinde Neo tarafından altedilir. Bu sayede barış yapılır. Işık geri gelir. Neo hem Mesih hem de Prometheus gibidir maşallah.

Işığın geri alınması Alex Proyas’ın yönettiği Dark City – Gizemli Şehir (1998) filminden ödünç alınmış fikirlerden sadece biridir. 

 

Merovingian da Mimar’ın yardımcısıdır. Girişleri çıkışları idare eden, yeraltı dünyasının hakimi, Hades ağası rolündedir. Karısının adı Persephone. Mitolojide Zeus ve Demeter’in kızı, Hades’in karısı. Merovingian bazen Fransızca konuşur, kendini beğenmiş bir tiptir. İki vurgu yapılıyor. Biri Hades’in ağası olması. İkincisi de İsa’nın soyundan geliyor olması. Ne çelişki değil mi?

 

Trinity’in aşkı Neo’yu seçilmiş biri yapar. Yazılım icabı böyledir. Birinci filmin finalinde vurulmuş olan Neo kızın bir öpücüğüyle dirilecektir. Aşk varken ölüm yoktur.

 

 

Matrix, Seçilmişler, Diğerleri ve Kudüs

2003 yılında gösterime giren Animamatrix’te insanlar robotların hizmet verdiği bir dünyada çok mutlu ve şımarık bir hayat sürüyordur. 2.Rönesans’ı yaşıyorlar. Bir an gelir ve düşünebilen makineleri potansiyel tehdit olarak görürler. Düşünen makineler ayırımcılığa karşı isyan çıkarır. Kitlesel robot itlafı başlar. Robotlar Arabistan kıtasında bir yerdeki vaadedilmiş toprağa çekilip orada kendi medeniyetlerini kurar. Burası açıkça Kudüs merkezli bir bölgedir. NeoM’a da yakın bir yer. Kudüs merkezli bir robot egemenliği. Adı 01 Ülkesi. ‘Number One’ların Yeri.

 

Bu arada insanlar robotları toptan imha için hazırlık yapmaktadır. Bunun tarihteki Yahudi kıyımına benzediğine dikkat çeken bir yorum okudum. Bu vurgu var gerçekten. Robotlar iki kişilik bir heyetle BM’ye başvurarak barışçıl bir çözüm önerirler. Onlar üstün vasıflıdır ve barışçıldır. Bu reddedilir. Zorlu bir savaş olur. İnsanlar çok zorlanır. Son çare olarak robotların güneş enerjisi kaynağını keserek gökyüzünü karartırlar. Bu kendi sonlarını da getirir. Robotlar alternatif enerji kullanarak nüfusu 500 milyonun çok altına düşmüş olan insanlığı teslim alır ve bir  anlaşma teklif eder. Onları tüplerin içersinde enerji kaynağı olarak kullanacak ve karşılığında sanal bir yaşam verilecektir. İnsanlar bunu gerçek gibi algılayarak normal ve huzurlu bir hayat sürdüreceklerdir.

 

 

Finalde

En sonuncu Zion şehri makinelerin hücumuyla yok olmak üzereyken Neo, Logos adlı gemiyle makinelerin şehrine gider. Bu arada kör olmuştur, ama yine de yılmaz. Trinity son anda ölür. Bir öpücükle son nefesini verir. Neo bin bir yüzlü Makineler’le anlaşma yapar. Asi Ajan Smith’i etkisiz hale getirebilirse Zion bağışlanacak ve barış tesis edilecektir. Kahramanımız bunu başaracaktır haliyle.

 

Mimar sistemin babası, kahin ise anasıdır. Mimar denklemi denkliyor falcı azıcık bozuyor. Kozmoz ve kaos motoru. Üçüncü filmin finalinde ikisi buluşur. Makineler ve insanlar arasında barış tesis edilmiştir. Güneş yeniden parlıyordur.

  Kahin teyzemiz Mimar’a sorar – “Matrix’ten çıkmak isteyenler ne olacak?”

  “Çıkacaklar.”

  “Emin misin?”

  “Beni insan mı sandın? Barış ne kadar sürecek sence?”

  “Sürdüğü kadar.”

 

Kahin’in son sözü filmin son sözüdür.  “İnandım” . 4. Matrix filmi bakalım bu söz üzerine mi inşa edilecek? Başlığı Resurrections – Dirilişler olacak deniyor. Ben şahsen finalde Matrix’ten çıkabildiklerine inanmıyorum. Ya Yeni Cesur bir Similasyon’un içersine uyandılarsa?

 

 

2.Rönesans

Biz yine zamanımıza dönelim. Great Reset – Büyük Sıfırlama, iklim krizi, yangınlar, epidemi, kıtlık haberlerinin yanı sıra Rönesans sözcüğü de sıkça telaffuz ediliyor. Bu yukarıda sözünü ettiğim 2. Rönesans’ın ta kendisidir. 2003 yılında ne yapılacağı açıkça anlatılmış. Yapay Zekâ-Robot şehri NeoM’a yakın bir yer. Kudüs merkezli bir robot egemenliği. Adı 01 Ülkesi. ‘İnsan makineyi yaptı. Bu bir süre iyiydi. Makineler durmaksızın çalıştı ve insan kendi ölümünün mimarı oldu.’ değerlendirilmesi yirmi yaşına basmak üzere. Makinelerin patronu kim peki? O yüzler kimleri temsil ediyor?

 

2.Rönesans’a, yeni aydınlanmacılara dikkat. Özgür irademizin ışığı elden gitmesin. Tanrısız, Şeytansız ve Acımasız atmosferli Dijital İnsanat Bahçeleri’ne ahali yazılınmasın inşallah.

 

                                                         ---------------

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder